Blog

Herder Kapak Hürriyet

Felsefe tarihinde göz ardı edilen bir filozof Johann Gottfried Herder… Türkçeye de nihayet, temel kitabıyla gelen Herder, ‘İnsanlığın Tarih Felsefesi Üzerine İdeler’ için kaleme aldığı önsözünde, 20’nci yüzyıl boyunca yaşadığımız bir problemi de dile getirir: “Uygarlaşmış bir halk içinde uygarlaşmış insan sayısı ne kadardır?”

Johann Gottfried Herder, nihayet Türkçede; hem de temel kitabı ‘Tarih Felsefesi’ (Çev. S. Battal Arvasi) ve ‘Shakespeare Üzerine’ (Çev. Emre Güler) adlı edebi incelemesiyle. [Daha önce, ‘Klasik Alman Dil Felsefesi Metinleri’ (2011) kitabında yer alan ‘Dilin Kökeni Üzerine’ adlı uzun makalesi çevrilmişti.]

Benim Herder’den etkilenmem, onun (halk) şiir(in)e olan ilgisi ile ‘halk’ (veya ‘ulus’) kavramıdır. Herder, halk ya da ulus derken, kavramlaştırmasını, kan veya ırk kriterine göre değil, dil ve toprak bağına göre, tin (geist) öğesine göre yapar. Herder’in halk şarkılarını ya da şiirini irdelemesi çok önemlidir. Tin kavramını şiirden çıkarır gibidir. En büyük hayalimdir, tıpkı Herder’in yaptığı gibi Anadolu ağıtlarını, türkülerini tinsel olanın ne olduğu açısından irdelemek. Yıllardır bu kitapları hep toplarım. Herder’in, ‘Vom Geist der ebröschen Poesie’ (İbrani Şiirinin Ruhu,1782) ile ‘Volkslieder’ (Halk Şarkıları, 1778) adlı kitaplarını merak eder, çevrilir umuduyla beklerim. Yeni basılan Shakespeare üzerine analizi de çok önemlidir.

Felsefi gelişimde rastlantı yoktur; her filozof bir aporia (çıkışsızlık), bir problem ile bakışımlı olarak ortaya çıkar. Bir filozofun göz ardı edilmesi de rastlantısal değildir. Herder’in gölgede kalmasını, Kant’la, Kantçı çevrenin Kant’a bağlılığıyla alakalı görmek gerekir. Kant, Herder’in hocalarından biridir ama Herder hocanın felsefesinden ayrı bir yolda ilerler. Türkçeye ‘Tarih Felsefesi’ olarak çevrilen, ‘İnsanlığın Tarih Felsefesi Üzerine İdeler’ yayımlandığında, Kant, öğrencisini aydınlanmaya bir tehdit olarak görür ve onu eleştiren sert bir makale kaleme alır. Burada ayırıcı olan, Kant’ın tarih felsefesini Herder’in keşfinden sonra geliştirmiş olmasıdır. Herder, Kant’ın tarih felsefi üstüne bazı temel görüşlerini kendisine ‘borçlu’ olduğunu dile getirmiş.

Herder’in göz ardı edilmesi, tarih felsefesinin onun tarafından keşfedilmiş olmasını da göz ardı eder. Isaiah Berlin, ‘Romantikliğin Kökleri’nde, Herder’in bu keşfini, Giambattista Vico’nun ‘Yeni Bilim’inden önce geliştirmiş olduğuna dikkat çekecektir. Herder’den başlayarak, Hegel’i geçerek Ernst Bloch’a ve Martin Heidegger’e uzanan bir felsefi çizgiden söz etmek mümkün. Hegel’in dünya uluslarının tinsel gelişiminin irdelendiği ‘Tarih Felsefesi’nin ilham kaynağı Herder’dir. Heidegger’in, Yeniçağ eleştirisinin ilk biçimi, denilebilir ki Herder’in ‘Tarih Felsefesi’nde ortaya çıkar. Ernst Bloch’la bağlantısına gelince…

Bloch’un, ‘Bu Zamanın Mirası’ (1935) adlı kitabında geliştirdiği, ‘ungleichzeitigkeit’ (çağıyla hemzaman olamayan, eşzamansızlık) diye bir kavramı vardır. Bloch, zamanımızla senkronize olmamış, geçmişteki değerlerle yaşayan bilinç ile zamanının değerleriyle hemhal olmuş bilincin bir aradalığından söz eder; Nazilerin iktidara geldiği dönemdeki Alman toplumunun tinini analiz etmektedir. Bu kavrama, ‘Melez Bilinç’ (2013) adlı kitabında, Daryush Shayegan dikkat çekmişti; İslam Devrimi arifesindeki ve sonrasındaki İran toplumunu irdelerken. Bloch’un, ‘ungleichzeitigkeit’ kavramı, sanırım bizim toplumumuzdaki tinsel bölünmeyi analiz etmek için de önemli bir kavram.
Ben büyük filozofların bir akım çevresine indirgenerek okunması taraftarı değilim. Elbette bir akımla bağlantılıysa, o akımı anlamak için okunabilir. Filozofların, içinde yaşadığımız çağın, zamanın problemlerinden, sorunlarından hareketle okunması daha önemlidir. Sözgelimi… Herder, 23 Nisan 1784 günü, ‘İnsanlığın Tarih Felsefesi Üzerine İdeler’ için kaleme aldığı kısa önsözünde, bugün 20’nci yüzyıl boyunca yaşadığımız bir problemi de dile getiren bir cümle, bir soru vardır: “Uygarlaşmış bir halk içinde uygarlaşmış insan sayısı ne kadardır?” Herder, doğmakta olan çok temel bir probleme dikkat çekmektedir; Bloch’un, ‘ungleichzeitigkeit’ kavramının da bugün bizim yaşadığımız sorunların da temelinde yer alan bir probleme.

Yücel Kayıran, 20 Mayıs 2021, Hürriyet Kitap Sanat (Orijinal Kaynak)