Mağaza

Aydınlanma Felsefesi

38,00

17. ve 18. yüzyıllarda Avrupa’nın gerçek bir zihin devrimi yaşamasına
sebep olan Aydınlanma, özgürlük, ilerleme, hoşgörü, anayasacılık
gibi, modernitenin temel prensiplerine dönüşecek bir dizi fikri
savunuyordu. Daha önceki yüzyılların bireysel ve toplumsal yaşam
biçimlerini aşıp yeni bir insanlık tahayyülü sunan bu fikirler, Fransa’da,
Almanya’da, Britanya’da ve Amerika’da farklı tonlamaları olan büyük
bir entelektüel birikim yarattı.
Amerikalı felsefeci William F. Bristow bu kısa giriş kitabında
Aydınlanma felsefesinin temel meselelerini, Aydınlanma Çağı diye
nitelenen dönemin öne çıkan eserleri ve fikirleriyle birlikte ele alıyor.
Aydınlanmanın “hakikat” arayışını bilim, epistemoloji ve metafizik
üzerinden; “iyi” arayışını siyaset, ahlak ve din teorileri üzerinden;
“güzel” arayışını ise Aydınlanma estetiği üzerinden ele alan
Aydınlanma Felsefesi bu devasa birikime dair kolay okunan, her
seviyeden okur için anlaşılır bir zihin haritası sunuyor.

Çağdaş Fransız Düşüncesi

60,00

❝1930’larda fenomenolojinin Fransa’ya girmesiyle başlayan süreçte, başkasıyla ilişki merkezî temalardan birini oluşturur. Özellikle Levinas’ın düşüncesinde bu tema çok belirleyicidir, ama Sartre’ın ve Merleau-Ponty’nin düşüncesinde de bu tema oldukça önemli bir yer tutar. Diyalektiğin eleştirisinin arkasında Nietzsche’nin, Freud’un ve Heidegger’in yeniden okunması vardır kuşkusuz. Buna karşın, diyalektik eleştirisi Hegel’in belli bir biçimde, belki de fazlaca basit bir okunmasına dayanıyor olabilir ve bugün bu okumanın da sorgulanmakta olduğunu belirtmeliyiz. Çağdaş Fransız Felsefesi içinde belirgin bir biçimde ortaya çıkmış olan bir yenilik belki de genelleştirilerek şöyle ortaya koyulabilir: Platon’dan beri felsefenin en önemli sorunu hep birlik ve bütünlük sorunları olmuştur. Birlik temelinden yola çıkıldığında çoğulluk anlamlandırılabilir, anlaşılabilir olsa da, çoğulluk, farklılık, başkalık temelinden yola çıkıldığında birliği tesis etmek zor ve hattâ olanaksız görünür. Çağdaş düşüncenin olayı, birlikten ve bütünlükten yola çıkmanın, başkalığı bu çerçevede ele almanın reddidir. Kaynakta bir çakışmazlık, örtüşmezlik, fark, ayrılık, muğlaklık olduğu tespiti, Heidegger’den Merleau-Ponty’e, Derrida’dan Levinas’a kabul görür. Tabii, bunu bu düşünürlerin çok farklı bağlamlarda ifade ettiklerini burada teslim etmek gerekir.❞

Dünyayı Yeniden Büyülemek: Avrupa Romantizminden Portreler

50,00

❝Elbette Romantizmin zengin ol­duğu kadar çelişkili de olan müktesebatı pek çok defa eko-faşizme de imkân sağlamıştır. Buna rağmen mitleri ve mistik güçleri değer­sizleştiren Aydınlanmacı söylemin aksine, Romantik mitoloji merakı insanlara mufassal kıssalar ve garip efsaneler temin etmiş, böylelikle onların günlük acılarını hafifletmiştir. Ejderhalar, canavarlar ve kurt­larla başlayıp Kral Arthur masallarıyla, Kızıl Elma ya da Megali Idea benzeri kutsal misyonlar etrafında devam eden etnik mitlerden gide­rek daha rafine ve serinkanlı bir tarih yazıcılığına doğru evrilmiştir Romantizm. Bununla birlikte bugün de dünyayı büyüleyen popüler kültür-sanat çalışmalarında görüyoruz ki, o köklerden gelmekte olan fantastik, muhayyel veya lejander tarih merakı her daim profesyonel tarihçiliğin yanı başında olacaktır.❞


İçindekiler | Yazarın Önsözü | Kitabın İçinden

Fatih ve Bellini

65,00

❝Fatih’in sarayı çok-dilli, çok-etnikli ve çok-kültürlü bir yapıya sahipti. Bu kozmopolit yapı içinde Fatih’in Batıya olan ilgisinin boyutu rahatlıkla hissedilebilir. Bu ilginin arkasında siyasi mo­tivasyon çok kuvvetli olsa da mesele buna indirgenemez. Sahip olduğu farklı alanlardaki -tarih, coğrafya, din, felsefe- kitapları ve etrafındaki Rum ve İtalyan âlimlerle birlikte Fatih; 15. yüzyıl­da Batı kültürünü anlayabilme, bazı açılardan takdir edebilme, hatta bir sonraki bölümlerde göreceğimiz gibi Batı tarzı portre­lerini yaptırdığında ya da İtalyan mimarisini benimsediğinde en azından birkaç noktada kendi hayatına uygulayabilme açıklığına sahipti.❞


İçindekiler | Yazarın Önsözü | Kitabın İçinden

Genç Harold’un Yolculuğu

78,00

❝Ermişlerin dediği gibi bir ülke varsa
Ruhlar için, bu kasvetli kıyının ötesinde,
Şüpheli ilimlerinden gurur duyan Saddukilerin
Ve sofistlerin doktrinini çürüten;
Sevinmek ne güzel olurdu birlikte
Fani işlerimizi kolaylaştıran kişilerle!
Dinlediğimiz sesleri bir daha işitemeyiz diye korktuk!
Ortaya çıkan kudretli gölgelere bakın teker teker,
Baktriyalı, Sisamlı bilgeler, ve diğer hakikati öğretenler!❞


İçindekilerKitabın İçinden

Hegel’in Felsefesi

40,00

Hegel (1770-1831), J. G. Fichte ve en azından ilk eserlerinde F. W. J. von Schelling ile birlikte, Kant’tan sonraki onyıllarda Alman idealizmi dönemine mensuptur. Kant-sonrası en sistematik idealist olan Hegel, verdiği derslerin yanı sıra yayınlanmış yazılarıyla da, söylendiğine göre mantıksal bir başlangıç noktasından hareketle kapsamlı ve sistematik bir felsefe geliştirmeye çalışmıştır. Her halde, daha sonra Marx’ın alıp, komünizmle sonuçlanan materyalist bir tarihsel gelişim teorisine “dönüştürdüğü” bir anlatım olan en çok teleolojik tarih anlatımıyla tanınır. Almanya’da idealist felsefeler Hegel’den sonraya tarihlenirken (Beiser 2014), genellikle Alman idealizmi olarak bilinen hareket, Hegel’in ölümüyle birlikte fiilen son bulmuştur. Kuşkusuz, yirminci yüzyılın başından itibaren mantıksal düşüncedeki devrimlerden ötürü, Hegel’in düşüncesinin mantıksal yanı büyük ölçüde unutulmuştur ama siyasal ve toplumsal felsefesi ile teolojik görüşleri ilgi ve destek bulmaya devam etmiştir. Bununla birlikte, 1970’lerden bu yana, Hegel’in sistematik düşüncesine ve bunun mantıksal temeline daha genel bir felsefi ilgi yeniden canlanmıştır. 

İçindekiler | Kitabın İçinden

Kırk Ekülük Adam, Platon’un Düşü ve Diğer Hikâyeler

44,00

Platon çok düş kurardı. Gerçi, onun zamanında kimsenin ondan aşağı kalır yanı yoktu. Platon, insan doğasının bir zamanlar çift olduğunu ve hatalarının cezası olarak erkek ve dişiye ayrıldığını düşlemişti. 

Matematikte beş düzgün cisim olduğu için, ancak beş mükemmel dünya olabileceğini iddia etmişti. Onun devleti, büyük düşlerinden biriydi. Uykunun uyanıklıktan, uyanıklığınsa uykudan doğduğunu ve bir su havuzuna ya da tutulmaya bakan kişinin görme yetisini kesinlikle kaybedeceğini düşlemişti. Bu düşler sonraları büyük ün kazandı. 

Modifiye Masallar

38,00

Koç Üniversitesi Karşılaştırmalı Edebiyat bölümü öğretim üyesi, şair
ve çevirmen Nazmi Ağıl yakın zamanda Nasrettin Hoca fıkralarını
bugünün okurlarına yeniden anlatmıştı. Şimdi de dünya edebiyatına
mal olmuş masalları kendine özgü mizahı ve akıcı şiir diliyle tekrar
kaleme alıyor. Fakat bu defa yolunda gitmeyen bir şeyler var. Çünkü
Ağıl, Kurbağa Prens’e Rapunzel’e, Bremen Mızıkacıları’na, Kırmızı
Başlıklı Kız’a, Keloğlan’a, Çizmeli Kedi’ye ve daha nicelerine günümüz
insanının sorgulayıcı bakış açısıyla yaklaşıp onları popüler kültür
öğeleriyle yoğuruyor. Böylelikle, tanıdık şekilde başlayan masallar,
yepyeni bir yorumla, son derece şaşırtıcı bir sona varıyor. Kısaca
Modifiye Masallar belirli bir yaşa değil, masalların orijinal hallerini
bilen, çocuklar başta olmak üzere, her yaştan okura çok renkli ve
eğlenceli bir deneyim sunuyor.

Monadoloji ve Sosyoloji

50,00

❝Peki tüm bunlar nasıl yok oldu ya da yok olabilirler mi? Eğer dünyada değişmez ve kadir-i mutlak olarak bilinen, değişmez dengeler hedefleyen yasalardan, bu yasaların uygulandığı ve homojen diye bilinen tek bir maddeden başka bir şey yoksa, bu yasaların o madde üzerindeki etkisi, evreni her an gençleştiren değişiklikleri ve onu olumlu yönde değiştiren beklenmedik devrimleri nasıl yaratabiliyor? Nasıl oluyor da çok küçük bir ara nağme bu sert ritimlerin arasına giriveriyor ve dünyanın bu ebedi tekdüzeliğini (ne denli az olursa olsun) renklendirebiliyor? Tekdüzenin, monotonun ve homojenin birlikteliğinden can sıkıntısından başka ne doğabilir? Eğer her şey özdeşlikten geliyorsa, her şey onu amaçlıyor ve ona gidiyorsa, bizi büyüleyen bu çeşitliliklerin kaynağı nedir? Şundan emin olalım, şeylerin temeli sandığımız kadar zayıf, zavallı, donuk ve renksiz değildir. Varlık tipleri gemlerden ve frenlerden başka bir şey değildir; yasalar, gelecekteki yasaların ve tiplerin gizlilik içinde hazırlandığı, üst üste eklenen sayısız engellere rağmen, kimyasal ve yaşamsal sıkıdüzene rağmen, akla ve büyük mekaniğe rağmen, bir gün bir ulusun insanları gibi tüm engelleri aşmakla ve yıkıntılarından kendilerine üstün bir çeşitlilik yaratmakla son bulan devrimci iç farklılıkların taşkın seline karşı dikilmiş nafile bentlerden başka bir şey değildirler.❞

Nietzsche’nin Felsefesi

40,00

Modern Batı düşüncesinin enigması olan Friedrich Wilhelm Nietzsche bireycidir,
perspektivisttir, elitisttir, anarşisttir, varoluşçudur, yaşamsalcıdır, nasyonalisttir,
enternasyonalisttir, insanın ahlâken yükselişinin filozofudur, insanın ahlâken
çöküşünün filozofudur, romantizmle postmodernizm arasında bir köprüdür; bazen
de on dokuzuncu yüzyılla günümüz düşüncesi arasında köprüsüz bir uçurumdur.
Nietzsche aynı zamanda bir şairdir, denemecidir, filologdur. Nietzsche, her
hâlükârda, entelektüel radikalizmin en önemli simalarındandır.
Friedrich Nietzsche ve dağınık bir görünüm arz eden eserlerinin en önemlisinin
hangisi olduğu konusunda da, onun neyin filozofu olduğu konusundaki kadar
renkli ve sonuçsuz bir tartışma süregitmektedir. Böyle Buyurdu Zerdüşt, Ahlâkın
Soykütüğü ya da İnsanca, Pek İnsanca… Hakikaten Nietzsche’nin fikirlerinde
de, eserlerinde de gerçek anlamda bir merkez bulmak hiç de kolay değildir. Bu
nedenle, yazılarının ağırlık noktasının tespit edilemeyişi ile “Nietzsche enigması”
adem-i merkeziyet kavramıyla da incelenmeyi hak etmektedir.
Bu çalışmada Amerikalı felsefeci L. R. Anderson, Nietzsche’yi ve ona dair
süregiden tartışmaları bütüncül bir yaklaşımla ele alarak, aslında Nietzsche’nin
zannedilenden çok daha tutarlı ve odaklı bir filozof olduğunu ortaya koyuyor.
Nietzsche’nin Felsefesi felsefeyle ilgilenen her seviyeden okurlar için önemli ve
güncel bir kaynak…

Rüzgârlı Truva’nın Duvarları: Bir Heinrich Schliemann Biyografisi

60,00

❝Hâlihazırda çetin bir sınav veriyordu zaten. Bacağı gitgide kötüleşiyordu. Tropik yağmurlar dur durak bilmeden yağıyordu. Yiyecek bitmişti. Bazen katır sırtlarında dağlar arasındaki dar boğazlardan, bazen de kanolarla bataklıklardan birlikte geçtikleri diğer seyyahlarla bir keresinde büyük bir kertenkeleden yaptığı bir yemeği sanki hindi rosto yiyormuş gibi büyük bir iştah ve oburlukla yemişlerdi. Yolculuğun bu sefil anılarını daha sonra büyük bir dehşetle hatırlayacaktı. Güvenli bir şekilde İngiltere istikametine yola çıktığı Mayıs ayına kadar denize açılmayacaktı.❞


İçindekiler | Yazarın Önsözü | Kitabın İçinden