Önerilen Kitaplar
-
Fransa Üzerine Düşünceler – Joseph de Maistre
260.00₺Katolik ve kıtasal Avrupa muhafazakârlığının kurucularından biri –belki de başlıcası– kabul edilen Joseph de Maistre’in adı Türkiye’de uzun zamandır muhafazakârlık tartışmalarında dolaşımda olsa da, eserleri çoğu kez doğrudan okunmadan, birkaç yerleşik sıfatın gölgesinde anıldı: “gerici”, “teokrat”, “mutlakiyetçi”, “karşı-devrimci”…
1796 tarihli Fransa Üzerine Düşünceler’in en eksiksiz sürümü kabul edilen 1829 edisyonunu esas alan bu çeviri, iki yüzyılı aşkın bir gecikmenin ardından Türkiye’deki entelektüel okurları nihayet Maistre ile buluşturuyor ve bu sıradışı düşünüre ilişkin ikinci el hükümlerin yarattığı bilgisizliği gidermeyi amaçlıyor.
Siyasal düşünceler tarihçisi Hasan Aksakal’ın Maistre ve düşünce dünyasını tanıtan, tartışan, eleştiren ve bağlamsallaştıran kapsamlı sunuş yazısıyla birlikte Fransa Üzerine Düşünceler, Türkiye’de muhafazakârlık, din, devrim, kurucu akıl ve modernite üzerine yürütülen tartışmalara geç kalmış ama vazgeçilmez bir klasik olarak katılıyor.
Düşünceler’i yirmi birinci yüzyılın ikinci çeyreğinde okumak, elbette, Eski Rejimin savunucularının karşı-devrimci hiddetine, monarşi övgüsüne ve hiyerarşik toplum tasavvuruna alan açmak anlamına gelmiyor. Aksine, Maistre’i günümüzün perspektifiyle okumak, uzun süredir burjuvazinin halka yol gösterdiği bir dünyada insanlığın hâlâ çözemediği düzen, özgürlük ve meşruiyet meseleleriyle, tarihin ve siyasetin en rahatsız edici konuları üzerinden yeniden yüzleşme imkânı sunuyor.
Tam da bu sebeple söz konusu yüzleşme, okurlara, devrime ve düzene, geleneğe ve yeniliğe dair kolay cevaplar sunmak yerine henüz ilk sayfalardan itibaren güçlü sorular ve kaçınılması zor bir zihinsel meydan okuma vaat ediyor.
400.00₺ -
Dört Devir, Bir Kadın: Halide Edib Adıvar’ın Entelektüel Portresi – Mehtap Tanar
500.00₺“Anladık ki insan sürülebilir, hatta imha edilebilir, fakat fikir öyle değil. Fikir kafadan kafaya, devirden devire atlar geçer ve kendini gösterir.”
Halide Edib Adıvar onbaşı, hatip, sürgün, akademisyen ve muhalif entelektüel olarak modern Türkiye’nin en çalkantılı dönemlerinin hem öznesi hem de şahidiydi. Ne var ki bu çok-katmanlı kimlik çoğu zaman “edebiyatçı” sıfatının gölgesinde kaldı; siyasi bir figür olarak portresi ise bütünlüklü bir değerlendirmeye nadiren konu oldu. Bu çalışma, Halide Edib’i ne kutsuyor ne de onu sadece edebi eserlerine hapsediyor. Aksine, onu hataları, sınırları ve dönemin iktidar mekanizmalarıyla kurduğu mesafeli –kimi zaman yakın, kimi zaman kırılgan– ilişkileriyle birlikte ele alıyor.
1908’deki Meşrutiyet heyecanından Milli Mücadeleni ateş çemberine, Cumhuriyetin kuruluş sürecindeki sivil muhalefetten 1950’lerin gergin parlamenter deneyimine uzanan bu siyasi entelektüel biyografi, bu müstesna kadının fikir dünyasındaki süreklilikleri ve dönüşümleri ortaya çıkan yeni bilgilerin ışığında inceleyip değerlendiriyor.
Bu kitap, Halide Edib’i merkeze alarak bir devrin panoramasını sunarken, aynı zamanda modern Türkiye’de fikir ile iktidar arasındaki gerilimin izini sürüyor. Çünkü insan sürülebilir; fakat fikir, her dönemde kendine yeni bir yol bulur. Ve Halide Edib’in hikâyesi tam da bu anlayışın hikâyesidir.
750.00₺ -
Tinin Krizi ve Avrupalı – Paul Valéry
150.00₺“—Biz uygarlıklar artık biliyoruz ki, ölümlüyüz.”
Birinci Dünya Savaşının yıkıntılarının arasında dolaşan Paul Valéry, modern Avrupa bilincine dair belki de en sarsıcı cümlelerden birini kurarak başlıyor söze. Bu küçük ama değerli kitapta bir araya gelen kışkırtıcı metinlerinde, Valéry, Avrupa’yı yüzyıllar boyunca dünya tarihinin merkezine yerleştiren düşünsel enerjinin –tin’in– kendi sınırlarına ulaşmasını hem şairane hem de acımasız bir gerçekçilikle analiz ediyor.
Bilimin, ilerlemeye duyulan inancın ve aklın zaferi üzerine kurulmuş olan modern uygarlığın ilk kez kendi yarattığı güçler karşısındaki kırılganlığını keşfettiği noktada, Valéry’e göre Avrupa artık yalnızca fetheden, üreten ve yön veren bir medeniyet değildir; o aynı zamanda kendi geçmişinin ağırlığı altında geleceğini sorgulayan bir bilincin baskısı altındadır.
Valéry’nin “Avrupalı” tanımı da coğrafi bir kimlikten ziyade tarihsel bir duruma ışık tutmaktadır: Roma’nın düzeni, Hıristiyanlığın vicdanı ve Yunan düşüncesinin disipliniyle şekillenmiş milyonlarca insana hâkim olan tin, Avrupa’nın kendisini dayattığı toplumlara yayılıp evrenselleştikçe kendi ayrıcalığını da aşındırmaktadır.
Yaklaşık bir asır önce kaleme alınmış olan bu metinler birçok bakımdan bugün yeniden okunmayı talep ediyor; çünkü Valéry’nin teşhis ettiği kriz bugün de Avrupa’da bir hayalet gibi dolaşıyor.
250.00₺ -
İktidarın Kolonyalitesi Avrupa Merkezcilik ve Latin Amerika
200.00₺Modern dünyanın gerçekten ne zaman ve nasıl başladığı sorusu sosyal bilimlerin en köklü tartışmalarından biridir. Perulu düşünür Aníbal Quijano, bu çarpıcı metninde modernitenin –Hegel’den Habermas’a klasik Avrupa-merkezli anlatıların ileri sürdüğünün aksine Avrupa’nın içsel gelişiminin doğal bir sonucu değil, Amerika kıtasının sömürgeleştirilmesiyle kurulan küresel bir iktidar düzeninin ürünü olduğunu göstermektedir.
İktidarın Kolonyalitesi, Avrupa-merkezcilik ve Latin Amerika, modern kapitalizmin görünmeyen temellerini açığa çıkaran güçlü bir teorik müdahale olarak yayınlandığı günden bu yana on binlerce atıf almış; dekolonyal çalışmalar alanında çığır açmıştır.
Quijano’ya göre, modern dünya sistemi ekonomi, emek, bilgi ve kültür alanlarını birbirine bağlayan tarihsel bir tahakküm ağı üzerine kuruludur. Irk fikrinin küresel ölçekte toplumsal sınıflandırmanın merkezine yerleşmesi ve Avrupa-merkezci bilgi üretiminin evrensel norm hâline gelmesi bu düzenin en kalıcı miraslarıdır.
Bugün küreselleşme, modernite ve Batı-dışı toplumların tarihsel deneyimleri üzerine yürütülen tartışmaların önemli bir bölümü Quijano’nun açtığı bu kavramsal vizyon çerçevesinde şekillenmektedir. Beyoğlu Kitabevi’nin Türkçeye kazandırdığı bu eser, moderniteyi yeniden sorgulamak isteyen okurlar için çağdaş sosyal teorinin ezber bozucu klasiklerinden biridir.
300.00₺ -
Epokhé ve Delilik: Dünyayı Kaplayan Gece Üzerine – Mehmet Çağrı Uluğer
260.00₺Felsefe, delilikle yüzleşmeden ne kadar ileri gidebilir? Delilik tehlikesini göğüsleyemeyen bir düşüncenin felsefi olarak rüştünü ispat ettiği söylenebilir mi? Felsefenin olanağı ile delilik tehlikesinin ayırt edilemezliğini ima eden bu sorular, düşünceyi hem tehdit eden hem de delice cesaretlendiren bir uçurumun eşiğinde sorulur.
Epokhé ve Delilik: Dünyayı Kaplayan Gece Üzerine, Husserlci epokhé’yi bilincin kurulumuna içkin aşırı bir hareket, hatta bir delilik uğrağı olarak yeniden düşünmeye çağırıyor. Mehmet Çağrı Uluğer, Descartes’tan Hegel’e, Derrida’dan Žižek’e uzanan bir yolda, bilince, özgürlüğe ve olumsuza dair muammaların izini sürüyor.
Uluğer’in epokhé’ye odaklanan içgörülü analizi, felsefenin delilikle gizli akrabalığını açığa çıkardığı gibi, özgürlüğü de bu tehlikeli ilişkinin merkezine yerleştirmekten geri durmuyor. Epokhé ve Delilik: Dünyayı Kaplayan Gece Üzerine, güvenli akademik sınırlar içinde dolaşmak isteyenler için değil, felsefenin kendi olanaklılığını sorguladığında karşılaşacağı dipsizlikle yüzleşmeyi göze alanlar için kaleme alındı.
400.00₺ -
Essays in Late Ottoman to Post-Ottoman Intellectual History, Vol. II / Son Dönem Osmanlı’sından Osmanlı Sonrasına Entelektüel Tarih Üzerine Makaleler, II. Cilt – Hasan Aksakal & Ali Demirel
500.00₺Recent scholarship in late Ottoman and post-Ottoman studies increasingly highlights transregional connections and the complex relationships between ideas, identities, and political authority, moving beyond nation-centered narratives toward a more entangled intellectual history. Essays in Late Ottoman to Post-Ottoman Intellectual History, Vol. II brings together original studies in Turkish and English that reflect this broader perspective.
The volume examines the transnational transfer of liberal and nationalist ideas in the post-Tanzimat Balkans, the intellectual life of late Ottoman Jerusalem, and the voices of Armenian women writers. Through figures ranging from Ahmet Midhat Efendi to Ziya Gökalp and Yakup Kadri, it also explores the often ambivalent relationship between intellectuals and the state during periods of crisis and transformation. Together, these essays offer a concise yet nuanced portrait of intellectual life in a changing Ottoman and post-Ottoman world.
Son dönem Osmanlı ve Osmanlı-sonrası çalışmalarda öne çıkan yeni yaklaşımlar, entelektüel tarih yazımını ulus-merkezli anlatıların ötesine taşıyarak fikirlerin dolaşımı ve siyasal iktidarla kurdukları karmaşık ilişkiler üzerine yeniden düşünmeyi mümkün kılmaktadır. Bu ikinci cilt, Türkçe ve İngilizce makaleleri bir araya getirerek bu perspektife katkı sunuyor.
Tanzimat-sonrası Balkanlar’da liberal ve milliyetçi fikirlerin ulus-aşırı transferinden geç dönem Osmanlı Kudüs’ünün entelektüel yaşamına; Ermeni kadın edebiyatından Ahmet Midhat Efendi, Ziya Gökalp ve Yakup Kadri üzerinden entelektüellerin yıkım ve dönüşüm dönemlerinde devletle kurdukları gerilimli ilişkilere uzanan bu derleme, Osmanlı ve Osmanlı-sonrası dünyanın entelektüel çoğulluğunu berrak bir biçimde ortaya koyuyor.
750.00₺ -
The Zionist Movement, Israel and Violence – Fadi Zatari & Selman Emre Gürbüz
315.00₺The Zionist Movement, Israel, and Violence is an in-depth study that explores both historical and recent developments of colonial modernity. From a critical and normative perspective, the collaborative book decolonizes Zionism both theoretically and practically.
By addressing themes such as violence, settler colonialism, terror, instrumental fabrication, and theopolitics, the study emphasizes the structuration of Zionism while rejecting its episodic or cyclical portrayal. It also critically examines the promises of decolonial and postcolonial approaches in the production of knowledge.
Edited by Fadi Zatari and Selman Emre Gürbüz, the book’s overall goal is to understand the brutal and unjust power of Zionism and to create an intellectual space of resistance in support of Palestinian liberation.
500.00₺ -
Sürgün, Kehanet ve Millet: Şevçenko’dan Petőfi ve Mickiewicz’e Peygamberane Şair ve Romantik Milliyetçiliğin Poetikası – Hasan Aksakal
245.00₺Bu kitap Orta ve Doğu Avrupa’dan Kafkaslara doğru uzanan hatta Avusturya, Osmanlı ve Rus imparatorluklarının yönetimi altındaki bağımlı milletlerin milli kimliklerinin doğuşuna öncülük eden romantik şairlere odaklanarak “milli şair” kavramını anlamayı amaçlıyor.
Polonya’dan Macaristan’a, Ukrayna’dan Gürcistan’a çarpıcı örnekler etrafında milli şairlerin alımlanışının nasıl peygamberane bir mertebeye taşındığını görmek, şiirin “siyasi ilahiyat” yaratabilme gücünü de görmeyi mümkün kılıyor. Çalışma, milli şairler arasında belki de en peygamberane konuma sahip olan Taras Şevçenko’yu Sándor Petőfi, Adam Mickiewicz, Ilia Çavçavadze gibi başka romantik milli şairlerle birlikte okuyor; şiirin nasıl bir siyasal duygu iklimi, kimlik inşa aracı ve kolektif hafıza aygıtı olarak işlediğini gösteriyor.
Türkiye’de çoğunlukla ihmal edilen Doğu Avrupa Romantizmine yeni bir kapı açan bu kitap hem edebiyat tarihinin hem milliyetçilik çalışmalarının hem de kültürel hafıza incelemelerinin kesiştiği bir alanda literatüre özgün bir katkı sunmayı hedefliyor. Şevçenko’nun halkıyla kurduğu derin bağ, Petőfi’nin devrimci nefesi, Mickiewicz’in anti-emperyal öfkesi ve diğer şairlerin farklı sesleri, modern dünyanın sınır bölgelerinde doğan karmaşık, trajik ve yaratıcı bir entelektüel mirasa ışık tutuyor.
Elinizdeki kitap, başta Şevçenko gelmek üzere Avrupa’nın doğu yakasının edebi dehalarının Türkiye’de yeni bir okuma alanı bulması için atılmış ilk adım olmanın yanı sıra, imparatorluk içi farklı modernliklerin birbirine dokunan hikâyelerini anlamak isteyen herkes için eşsiz bir rehber niteliğinde.
400.00₺ -
Hannah Arendt ve Avrupalı-olmayan Halklar: Dekolonizasyon, Avrupa-merkezcilik ve İlliberalizm – Hasan Aksakal
265.00₺Hannah Arendt, Türkiye’de ve dünyada çoğu zaman totalitarizmin en dürüst eleştirmeni, “karanlık zamanlarda” ahlaki cesaretin sesi ve özgürlüğün filozofu olarak okundu. Ancak neredeyse sorgulanmaz hâle gelen bu imge, Arendt’in Avrupalı-olmayan halklar, sömürgecilik, ırk, dekolonizasyon ve Üçüncü Dünyanın özgürlük mücadeleleri karşısındaki sessizliklerini ve çelişkilerini uzun süre görünmez kıldı. Hannah Arendt ve Avrupalı-olmayan Halklar, tam da bu kör noktaya odaklanan cesur ve gecikmiş bir müdahale niteliği taşıyor.
Hasan Aksakal’ın editörlüğünü yaptığı bu göz açıcı derleme, Arendt’i sadece düşünsel derinliğiyle değil, sınırları ve tereddütleriyle de yeniden yorumlamayı öneriyor. Patricia Owens’tan Samuel Moyn’a, Michael D. Burroughs’tan Adam Y. Stern ve Richard H. King’e uzanan yazarların makaleleri, Arendt’in Amerikan istisnacılığını sahiplenmesini, Fransız sömürgeciliğinin Cezayir’de işlediği suçlar karşısındaki tavrını, Medeni Haklar Hareketi, Karşı-Kültür ve Küresel Güneyin anti-kolonyal özgürlük mücadelelerine yönelik mesafesini etraflıca sorguluyor.
Arendt’in ölümünün 50. yılında yayınlanan bu kitap sadece Arendt’i yeniden yorumlamakla kalmayıp Batı düşüncesinde kök salmış “Beyaz cehaleti”, Avrupa-merkezci kabulleri ve evrensellik iddialarıyla kendi sömürgeci ve ırksal mirasları arasındaki gerilimi de görünür kılmayı amaçlıyor. Hannah Arendt ve Avrupalı-olmayan Halklar, okurlarına Batının teori kanonuna ilişkin daha tarihsel, daha uyanık ve daha sorumlu düşünme zaruretini hatırlatıyor.
440.00₺ -
Dubala: Kaşla Göz Arasında – Kolektif
210.00₺KAŞLA GÖZ ARASINDA
Bir varmış bir yokmuş, kaşla göz arasında oluvermiş her şey.
Bir düşünce, bir çatlak, bir oyun… Dergi de öyle doğmuş.
Bir bakışın süresince kurulan, sonra dağılan, ama iz bırakan bir an gibi.
Derginin ilk sayısını size sunmadan önce birkaç şey söylemeli.
“Oyunbaz” bir kimlikle yan yana geldi.
Çatlaklardan sızmayı hedefleyerek.
Bize sürekli ciddi olmamızı, faydalı ve ölçülebilir bir dünyada yaşamamızı
öğütleyene karşı
oyun oynayarak, buluşarak – belki de kavuşarak – bir başkasına ulaşmanın
yollarını arıyor.
Oyun, bu dergi için kaçış değil; başka bir ilişki biçimi.
Kendini ciddiyetin kabuğundan kurtaran bir yaratma alanı.
Esinler gökyüzünde değil, yanı başımızda.
Bu yüzden görünmezlikten değil,
bakış açısını ve araçlarını değiştirmekten söz ediyor.
Çünkü bazen bir şeyi gerçekten görmek,
ona yeniden bakmayı, onu yeniden kurmayı gerektiriyor.
Kaşla göz arasında dediğimiz şey tam da bu:
bir anlık tanıma, bir sezgi, bir hayret anı.
Bu dergi o anda, o çatlakta var oluyor.
Bir anlığına belirip sonra kaybolan bir imge gibi.
Ama o kısa anda bile bir iz bırakmak istiyor —
elle tutulur, ama tam tutulamayan bir iz.
Görme rejiminin içinde bir parıltı,
göz kapağının aralığında bir hikâye gibi.
Kaşla göz arasında…
Bir varmış, bir yokmuş bir dergi: DUBALA.350.00₺ -
Kobzar: Siyasi, Toplumsal ve Dini Şiirler – Taras Şevçenko
245.00₺Taras Şevçenko, modern Ukrayna milli bilincinin şekillenmesinde büyük rol rol oynamış bir şair olmanın ötesinde, sözü halkının kaderini değiştiren peygamberane bir figür, Doğu Avrupa Romantizmini politik bir programa dönüştüren ulus-kurucu bir sestir.
Serflikten özgürlüğe uzanan hayatı, Güzel Sanatlar Akademisindeki başarıları ve Çarlığın uzak diyarlarında geçen sürgün yılları, onun şiirini adeta milli bir kefarete dönüştürmüştür. Bu nedenle Kobzar – Siyasi, Toplumsal ve Dini Şiirler modern Ukrayna’nın hafıza, dil ve kimlik üzerinden nasıl inşa edildiğini gösteren olağanüstü bir kaynaktır.
Bu olağanüstü zenginlikteki şiir seçkisi, Türkçede ilk kez yer alan Kobzar’ın içeriğini sonraki dönemlerin şiirleriyle besleyip büyüterek, Şevçenko’nun düşünsel ve poetik dünyasını geniş bir ufukta sunuyor.
Buradaki şiirler, 19. yüzyıl Rus İmparatorluğunun kolonyal düzenini, Ukrayna’nın kültürel teslimiyetçiliğini ve sonrasında bir halkın kendisini yeniden var etme mücadelesini katman katman görünür kılıyor.
Titiz çeviri ve bağlamsal açıklamalarla hazırlanan bu antoloji, Şevçenko’yu sadece usta bir şair olarak değil, hürriyet aşkının en güçlü temsilcilerinden biri olarak, Namık Kemal’den Nazım Hikmet’e komşu kılacak şekilde yeniden konumlandırıyor.
Bu eser, Ukrayna edebiyatının temel metinlerine açılan bir kapı olmanın ötesinde, milli kimlik, dil politikaları ve Romantizm üzerine çalışan herkes için kalıcı bir başvuru kaynağı niteliğinde…
400.00₺ -
Fritiof’un Destanı – Esaias Tegnér
275.00₺Esaias Tegnér’in başyapıtı Fritiof’un Destanı, Kuzeyin mitolojik hafızasını Romantizmin estetik ufkuyla buluşturan en parlak eserlerden biridir. 1825’te yayınlandığından bu yana İsveç kültürünün kurucu edebi metinleri arasında kabul edilen destan, tam iki yüzyıl sonra ilk kez Türkçede okurla buluşuyor.
Köklerini ortaçağ İskandinav sagalarından alan bu anlatı, Tegnér’in büyüleyici diliyle yeniden şekillenerek bir kahramanlık, aşk, vicdan ve arınma hikâyesine dönüşüyor. Fritiof ile Ingeborg’un trajik güzellik taşıyan öyküsü, epik şiirin güzide bir örneği olmakla kalmayıp İsveç romantik milliyetçiliğinin, halk mitlerinin ve bireysel kader arayışının da şiirsel bir yeniden doğuşunu temsil ediyor.
Elinizdeki çeviri, Fritiof’un Destanı’nı Türk okuruna hem estetik hem düşünsel derinliğiyle tanıtmayı amaçlıyor; İskandinav edebiyatının bu unutulmaz klasiğini, iki yüzyıllık bir yolculuğun ardından Türkçede yeni bir hayata kavuşturuyor.
450.00₺ -
Gölün Leydisi – Sir Walter Scott
315.00₺1810’da yayınlandığında altı ay içinde on binlerce okura ulaşarak Avrupa çapında bir edebiyat olayına dönüşen Gölün Leydisi, Sir Walter Scott’u çağının en parlak şairlerinden biri kıldı. Schubert’in melodilerinden Rossini’nin aryalarına, Victor Hugo’nun dizelerinden Puşkin’in romanlarına dek tüm Avrupa sanatına ilham veren bu görkemli eser, aşkın, siyasetin ve toplumsal hafızanın romantik bir destanı olarak edebiyatın büyük klasikleri arasına girdi.
Scott, sislerle örtülü dağların, yankılı vadilerin ve Loch Katrine’in büyülü kıyılarının ortasında bireysel tutkularla kolektif kimlik arayışlarını ustalıkla iç içe geçirirken Ellen Douglas’ın zarif sesi, Roderick Dhu’nun asi gölgesi ve Kral James’in gizli kudreti aracılığıyla feodal bağlarla merkezi iktidarın çarpışmasını bir ortaçağ rüyası gibi dile getirir.
Altı kantoya yayılan bu epik anlatı-şiirin büyüsü sadece İskoçya’nın göz alıcı pastoral manzaralarında değil, Scott’un İskoç milli kimliğine dair romantik hayallerinin titreşiminde de gizlidir.
Gerçek bir edebiyat klasiği olan Gölün Leydisi, ilk kez eksiksiz çevirisiyle Türkçeye kazandırılıyor. Bu eser İskoç Romantizminin doruklarında dolaşmak isteyen edebiyatseverlere de, edebiyatın toplumsal hafızayı ve milli kimliği nasıl şekillendirdiğini görmek isteyen tarihçilere de eşsiz bir davet sunuyor.
500.00₺ -
Yazarlar ve Leviathan: Siyaset ve Edebiyat Üzerine Seçme Makaleler – George Orwell
215.00₺Yazarlar ve Leviathan, yirminci yüzyılın en etkili yazarlarından George Orwell’ın kurgu-dışı üretiminin en dikkat çekici örneklerini –edebiyat ve siyaset arasındaki girift ilişkiye dair kaleme aldığı makaleleri– bir araya getiriyor.
“Neden Yazıyorum?”dan “Yazarlar ve Leviathan”a, “Milliyetçilik Üzerine Notlar”dan “İspanya İç Savaşına Dönüp Yeniden Bakmak”a uzanan bu denemeler, Orwell’ın, döneminin siyasi ve toplumsal meselelerine ziyadesiyle duyarlı bir düşünür olarak portresini sunduğu gibi, bugünün sorunlarına dair de birtakım dersler içeriyor.
Mikrofonun önünde şiirin sesini, maden ocağının derinliğinde işçinin haysiyetini, propaganda çağında dürüst bir dilin imkânını savunan Orwell’ın sade ama sarsıcı üslubu okuru yalnızca düşünmeye değil, taraf olmaya da davet ediyor.
George Orwell’ın düşünsel evrenine açılan bir pencere olan bu eser, bireyin vicdanıyla devletin ideolojik aygıtları arasındaki gerilimden özgürleşenlerin, Leviathan’a karşı sözün gücüne inananların kitabı.
Bu bakımdan, makaleleri derleyen düşünce tarihçisi Hasan Aksakal’ın sunuş yazısında belirttiği gibi, Orwell’a geri dönüp bugünün karanlığından çıkış yolu aramak nostaljik bir edebi jest değildir. Aksine, şayet özgürlüğü, hakikati ve insanlık haysiyetini savunmak hâlâ vicdani bir görevse Orwell çağdaşımızdır.
380.00₺ -
Büyük Fizikçilerin Metafizik Yazıları – Orhan Düz
345.00₺Modern fiziğin kurucu isimleri doğa yasalarını açıklamakla kalmadı; varlığın doğasına, bilginin sınırlarına ve evrenin nihai anlamına dair büyük sorular da sordu. Bu sorulardan yola çıkan Büyük Fizikçilerin Metafizik Yazıları, Isaac Newton’dan Stephen Hawking’e uzanan bir çizgide, bilim dünyasına devrimci katkılar sunmuş fizikçilerin metafizik meselelerle kurduğu entelektüel diyaloğu gün yüzüne çıkarıyor.
Usta çevirmen Orhan Düz’ün uluslararası kaynaklardan derleyip titizlikle Türkçeye kazandırdığı bu kapsamlı seçkide Newton, Einstein ve Hawking’in yanı sıra Max Planck, Niels Bohr, Werner Heisenberg, Erwin Schrödinger ve Arthur Eddington gibi isimlerin metinleri yer alıyor.
Bilimle felsefe, deneyle sezgi, kesinlikle belirsizlik arasında gidip gelen bu metinler fiziksel dünyanın ötesine uzanan düşünsel bir sorgulamanın ürünü. Büyük Fizikçilerin Metafizik Yazıları, doğa bilimlerinin düşünsel temelleriyle ilgilenen okurlar için vazgeçilmez bir kaynak niteliğinde.
550.00₺ -
Kurgu ve Belge: Sinema Dersleri 1 – Ali Akay
210.00₺Pandeminin toplumsal bellekte açtığı çatlaklardan birinde, Ali Akay sinema üzerine düşünmeyi, konuşmayı ve yazmayı sürdürmenin neden hâlâ anlamlı olduğunu soruyor. Sinemanın salonlardan dijital mecralara taşındığı, kolektif izleme deneyiminin yerini mahrem ekranların aldığı bir çağda, sinema hâlâ “yedinci sanat” olarak kalabilir mi? Yoksa, Godard’ın o meşhur sorusunu bir kez daha mı sormalıyız: Sinema 1945’te bitti mi?
Sinema Dersleri adlı kitap dizisinin ilk cildi olan Kurgu ve Belge’de, Akay, sinemanın tarihsel dönüşümünü yalnızca teknolojik değişimler üzerinden değil, aynı zamanda toplumsal yapıların, estetik algıların ve düşünsel paradigmaların dönüşümü bağlamında ele alıyor. Kitap, komediden brüleske, avangarddan belgesele, sinemanın kurmaca ile gerçek arasında inşa ettiği kırılgan köprüyü sorgularken, film gösterim mekânlarının dönüşümüyle birlikte “izleyici özne”nin de nasıl dönüştüğünü tartışıyor.
Kurgu ve Belge, yalnızca sinema üzerine bir düşünce egzersizi değil; aynı zamanda Akay’ın sosyoloji, felsefe ve sanat teorisi alanlarındaki birikimiyle sinemaya yönelttiği bakışın ilk yansıması. Sinema, burada sadece bir sanat formu değil; görsel politikaların, belleğin, arzunun ve ideolojinin kesişim noktasında yer alan bir düşünme biçimi olarak karşımıza çıkıyor.
Ali Akay’ın bu çalışması, sinemayı sadece seyreden değil, onu düşünen, sorgulayan ve zamanın ruhuna yerleştiren okurlar için bir davet.
350.00₺ -
Akıl Hastalarının Yazdıkları Şiirler: İnilti – Bedia Tuncer
250.00₺1960’lı yılların ilk yarısında, Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinin ağır havası içinde bir öğretmen, Bedia Tuncer, sessiz kalmış ruhlara ses oldu. Hastalarını şiirin iyileştirici diliyle buluşturdu; içlerinde biriken acıyı, arzuyu, umudu kelimelere dökmeye teşvik etti.
1964’te mütevazı bir şiir kitabı olarak ortaya çıkan Akıl Hastalarının Yazdıkları Şiirler: İnilti, yalnızca bir antoloji değil; unutulmaya direnmiş hayatların, yarım kalmış hikâyelerin, görünmeyen ıstırapların usulca konuşan sesi oldu.
Bir dizede “Kör olası çöpçüler, aşkımı süpürmüşler” diyen o ince mizah ve iç burkan trajedi, insan ruhunun çatlaklarında filizlenen hayatı bize fısıldayan İnilti, sadece edebiyat tarihi ve psikiyatri tarihi için önemli olmakla kalmayan; insan aklının sınırlarında, insan kalbinin kıyılarında yazılmış çarpıcı bir “insanlık belgesi”dir.
Burada bir araya gelen şiirlerde bazen bir hastane odasının soğuk duvarlarında yankılanan acı bir gülüşü, bazen gecenin içinde kaybolmuş derin bir sitemi duyacaksınız.
İnilti’de her şiirle birlikte, insan olmanın en çıplak, en sahici yüzüyle karşılaşacaksınız.
420.00₺ -
Siyasi ve Dini İktidar Teorisi – Louis de Bonald
210.00₺Modern siyasal düşüncelerin şekillendiği bir dönemde, Fransız Devriminin radikalizmine karşı sistemli bir eleştiri geliştiren Louis de Bonald (1754-1840), muhafazakâr düşünce geleneğinin kurucu figürlerinden biridir. Toplumun doğasını, siyasal iktidarın kaynağını ve ahlaki düzenin temellerini teolojik ve tarihsel bir zeminde ele alan Bonald, akılcı bireycilik yerine gelenek, otorite ve hiyerarşiyi merkeze alan bir toplumsal yapı tasavvur eder.
Fransız Devriminin gölgesinde kaleme alınan Siyasi ve Dini İktidar Teorisi, Bonald’ın siyaset felsefesi ile din sosyolojisi arasında kurduğu derin ilişkiyi göz önüne sermektedir. Siyasal meşruiyetin sadece seküler toplumsal sözleşmelerle değil, ilahi yasa ve geleneksel kurumlarla da inşa edilebileceğini ileri süren Bonald, modernliğin temel varsayımlarına karşı kapsamlı bir eleştiri sunmaktadır. Bireyselleşme, sekülerleşme ve toplumsal çözülme gibi güncel meseleleri tarihsel bir bağlama oturtan bu zihin açıcı metin, muhafazakârlığın entelektüel mirasını yeniden düşünmek isteyenler için önemli bir referans niteliğindedir.
Louis de Bonald’ın Türkçeye kazandırılan bu ilk eseri sadece muhafazakârlıkla ilgilenenlerin ya da düşünce tarihçilerinin değil, sosyal ve siyasal teorinin dönüşümünü anlamak isteyen tüm okurların ilgisini çekecek zenginliktedir.
350.00₺ -
Sanatçı Yazıları – Nusret Polat
310.00₺Sanat yalnızca biçimsel bir arayış mı, yoksa düşünsel bir üretim alanı mı?
Sosyolog-sanat tarihçisi Nusret Polat, 2007-2024 yılları arasında kaleme aldığı yazılarında, sanatçıyı yalnızca estetik biçimler üreten bir figür olarak değil, kültürel ve entelektüel bir aktör olarak da ele alıyor. Erinç Seymen, Nancy Atakan, Neşe Baydar, Elif Çelebi, Dilek Winchester, İrfan Önürmen, Berna Karaçalı, Can Aytekin, Hüsamettin Koçan, Jochen Proehl, Ahmet Elhan, Yusuf Taktak, Rafet Arslan gibi sanatçılar ve eserleri üzerine yazan Nusret Polat, birbirinden çok farklı yönelimlere sahip sanatçıları bir araya getirmekle yetinmeyip imgelerin ikonografik, sembolik ve sosyolojik bağlamlarını çözümleyerek sanatı tarihsel ve felsefi bir mercekten okuyor.
Sanatçı Yazıları, isminin tevazuuna rağmen, 21. yüzyılın ilk çeyreğinde Türkiye’deki çağdaş sanatın belli başlı konu, kavram ve kişilerini derlemekle kalmıyor; aynı zamanda sanatın, görünür olanın ötesine geçen anlam katmanlarını aralamak isteyen tüm sanatseverler için güçlü bir rehber hizmeti sunuyor.
500.00₺ -
İngiltere ve İmparatorluğu – Élie Halévy
210.00₺İngiltere ve İmparatorluğu, yirminci yüzyılın ilk yarısında Fransa’daki siyasi tarih ve düşünce tarihi çalışmalarına derin etkide bulunmuş olan Elie Halévy’nin (1870-1937) Türkçeye çevrilen ilk eseri. Kitap, on dokuzuncu yüzyılın başından yirminci yüzyıla uzanan dönemde Britanya’nın iç ve dış siyasetini iç içe geçen gelişmeler eşliğinde mercek altına alıyor.
Sanayi Devrimiyle birlikte İngiltere’nin dünya siyasetinde nasıl belirleyici bir güç haline geldiğini anlatan Halévy, titiz analizleri ve kapsamlı tarih anlayışıyla okuru dönemin siyasi dinamiklerine odaklanmaya davet ediyor.
Liberal ve Muhafazakâr hükümetlerin sarkaç misali gidip geldiği uzun Victoria Çağında İngiliz işçilerin haklarından siyasi liderler arası çekişmelere, sömürgecilik siyasetinden Avrupa-içi dengelere, Asya ve Afrika’daki gelişmelerden imparatorluğun merkez-çevre dinamiklerine dek birçok konu, Halévy’nin berrak üslubu ve derin kavrayışıyla kitap boyunca özlü biçimde ele alınıyor.
Kısacası bu eser, sadece İngiltere’nin “uzun on dokuzuncu yüzyılına” değil, modern dünya siyasetinin temellerine de ışık tutan vazgeçilmez bir başvuru kaynağı niteliğinde.
350.00₺




















